Kongo'dan Gelen Misafir

Bir gün ugün cep telefonuma Kenya’daki arkadaşım doktor Zahra’dan bir mesaj geldi. Sağlık memuru Müslüman bir Kongo’lu arkadaşın iş amacıyla Darüs-Selam’a geleceğini ve ona en ucuz fiyattan bir otel ayarlamamızı istiyordu. Ben de 40-50 dolardan aşağıya doğru dürüst bir otel bulunmadığını ve gelecek olan arkadaşı evimizde misafir edebileceğimizi bildirdim. Dr. Zahra bu teklifime çok teşekkür ve dua etti. Zira bu arkadaş çok zor şartlar ve maddi imkanimkânsızlıklar içinde Darüs-Selam’a gelecek ve bazı teknolojik eğitimler alarak ülkesine götürecekti. Buraya geliş gidiş masraflarını da, bir sivil toplum kuruluşunda Afrika için gelişme projeleri üreten hayırsever bir hanım kardeşim karşılayacaktı.

Dr. Zahra’nın bize bildirdiği gibi Kongo’dan gelecek olan misafirimiz Pazartesi sabahı saat iki sularında Darüs-Selam’a vardı. Biz de Kongo’dan çıkıp Zambiya üzerinden Tanzanya’ya giren ve yaklaşık üç gün süren uzun bir otobüs yolculuğu sonunda başkent Darüs-Selam’a ulaşan misafirimizi almaya gittik.

Kongo-Zambiya-Tanzanya seferi yapan Takwa otobüslerinin terminali küçük, köhne, yıkık dökük. Üç gündür yağmur altında seyahat eden otobüs de bir hayli eski ve çamur içinde. Çamura batmış bagajlar ve yorgun yüzler arasında, gelip kendisini almamızı bekleyen, endişeli yabancı gözlerle sağı solu araştıran kişinin beklediğimiz misafir olduğunu anlamakta zorlanmadık. Yaklaşıp selamlaşınca kendini tanıttı ve yanılmadığımızı anladık. Önceden tanışmadığımız halde, karanlıkta ve kalabalık içinde kolayca birbirimizi bulabildiğimize sevinerek evin yolunu tuttuk.

Evimizde misafir ettiğimiz Kongolu Cibril kardeşle bir hafta geçirdik. Yoğun, her günü dolu dolu ve zihnimizde Kongo’ya doğru sayısız pencereler açan unutulmaz bir hafta. Onun gelişi, evde ve bizlerde daha önce yaşamadığımız farklı etkiler bıraktı. Onun gelişi, bir anda Kongo’yu Tanzanya’ya, oradan da Türkiye’ye bağladı. Kongo’daki kardeşlerimizden gelen bir ses, bir soluk, bir yakarış, bir gönül bağı, bir kucaklaşma oldu adeta. Bu zamana kadar Kongo’da yaşamın nasıl olduğunu hiç düşünmemiştim. Kongolu Müslümanları hiç merak etmemiştim. Yıllar yılı orada iç savaş olduğunu duyuyor, biliyordum. Ama dünya coğrafyasının savaş ve kargaşa kesitlerinden biri olarak zihnimde sıradan bir yere sahipti Kongo. Oysa şimdi Kongo buraya, Kongo’daki insanlar bize ne kadar da yakınlaşıverdi. Onların derdi bizim derdimiz oldu. Onların iman ve yaşam mücadelesi bizim mücadelemiz oldu. Oysa yeni bir şey değil. Bu dertler ve mücadeleler yıllardır vardı orada. Ama biz, dünyanın daha pek çok yerindeki kardeşlerimizi unuttuğumuz gibi Kongo’ya da uzak ve duyarsızdık. Cibril kardeşin gelişi yeniden canlandırdı içimizdeki insanlık, kardeşlik, merhamet yanlarını. Buluşturdu bizi oradakilerle. Zihinlerimizde ve gönüllerimizde açtığı pencerelerden, uçurdu Kongo’ya muhabbetlerimizi, dualarımızı, kardeşlik hislerimizi. Onun şahsında misal buldu Kongolu Müslümanların yaşamı. Ve canlandı gözlerimizde. Cibril kardeşin azmi, yılmayan mücadelesi, ağır sorumlulukları ve inanılmaz hayat hikayehikâyesi bize ibretli bakış açıları kazandırdı. Cibril kardeşin hayatı, Müslümanlığa ilk adım atışıyla başlayan ve akıl almaz sıkıntılarla gelişen bir serüven. Yılmadan devam eden bir mücadelenin öyküsü.

Zeki, dinamik ve gördüğüm en çalışkan insanlardan biri diyebileceğim Cibril Kasongo, yüksek okul yıllarında Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçmiş. Tamamen Hıristiyan olan ailesinin tek Müslüman ferdi olarak onlardan büyük tepki ve baskı görmüş. Sadece İslamiyet’e dönüş yapmakla kalmamış, ilk günden beri bu dinin güçlü bir savunucusu, tebliğcisi ve yılmaz mücadelecisi olmuş. Kendisine yapılan aşağılamalara, dışlamalara ve İslam’dan caydırmaya yönelik baskılara rağmen, gidip geldiği yerlerdeki insanlara, Hıristiyan olan akraba ve yakın çevresine yeni dinini anlatmaya, Hıristiyanlıkla arasındaki köklü farkları dile getirmeye ve İslam’ın evrensel ve yüce mesajını bilmeyenlere bildirmeye uğraşmış. Aynı zamanda da fakirlik, imkanimkânsızlık, gizli baskı ve zulüm altında bulunan ülkesinin Müslümanlarına yardım etmeye yönelik projeler üretmeye, çalışmalar yapmaya koyulmuş. Kendisi gibi, Hıristiyan bir ailenin Müslümanlığı tercih etmiş tek ferdi olan hemşire Rose (sonradan Mwajuma oluyor) ile yaptıkları evlilikle hayatlarını ve kaderlerini birleştirmişler. Şu an dördü kız, üçü oğlan yedi çocuk sahibi olan Cibril ve Mwajuma, iki odalı evlerinde üç yetime ve iki kardeşlerine de bakıyorlar. Yedi çocuk, üç küçük yetim, iki genç kardeşle beraber toplam on dört nüfus Lubumbashi’deki iki odalı kiralık evde yaşıyorlar. Hayat, bölgedeki diğer Müslümanlar için olduğu gibi Kasongolar için de çok zor burada. Günlerini çoğunlukla sadece bir parça ekmek ve mısır bulamacı ile geçirmek zorundalar. Buna rağmen çocukları da dahil Kasongolardaki çalışma, üretme, başkalarına yardım etme gayreti hiçbir zaman eksilmeden devam ediyor. Bu nedenle kasabalılarının umut ışığı, dayanağı ve destekçisi durumundalar.

Her daim mahcup duruşuyla boynu eğik, yere bakarak konuşan Cibril kardeş, kendi hayatını dile getirmekten çekiniyor. Onun o mahcup duruşunun ardında güçlü ve dirayetli bir karakter gizli olduğunu anlamamak mümkün değil. Nitekim onun hayatıyla ilgili detayları Dr. Zahra’dan öğrendiğimizde, yaşadıklarının ve yaşamakta olduklarının duruşuna, bakışına nasıl da yansıdığını fark ediyoruz.

Duruşu derin, bakışı derin adam, ilk olarak 1986 yılında sağlık memuru olarak mezun olduğu yüksek okulun hastanesinde işe başlar. Aynı zamanda da Sağlık Bakanlığı’nın aşı ve bağışıklık merkezinde sağlık müdürü olarak çalışır. Uluslararası sağlık teşkilatlarında görev alır. 1992’de Uluslararası Kızıl Haç ve Kızıl Ay Federasyonunun bir sağlık memuru olarak Sudan’a görevli gittiğinde Sudanlı savaşçılar tarafından rehin alınır. Savaşçıların elinden kaçarak Sudan-Kongo sınırında dört günlük bir yürümeyle sığınmacı olarak vatanı Kongo’ya girebilmeyi başarır. Sınırdaki Katanga bölgesinde hayata yeniden başlayarak ufak tefek işler yapmaya çalışır. Daha sonra bu bölgede savaş mağdurlarına ilaç yardımı yapan MSN (Médicin Sans Frontieres) teşkilatına katılır. Kongo’da bıraktığı eşi ve üç çocuğunu yanına almayı planlarken, bu kez de aldığı görevle Ruanda, ardından da Burindi’ye gider. Üç küçük yavrusuyla Burindi’ye gelen eşi Rose Mwajuma burada eşini bulur ve iç savaş mağdurlarına birlikte hizmet etmeye başlarlar. Daha sonra Burindi’de şiddetlenen kabile savaşının içine düşen aile, yavrularının yaşamı tehlikeye düşünce buradan kaçmaya karar verirler. Burindi’deki evlerini öylece bırakarak ve yanlarına sadece Kuran-ı Kerim ve biraz yiyecek alarak vatanları Kongo’ya kaçmaya çalışırlar. Üç küçük yavrularıyla beraber orman içinden yürüyerek üç hafta sürecek uzun ve tehlikeli bir yolculuğa başlarlar. Hiçbir şeyleri yok ama umutları ve inançları vardır. Umut ve inancı hariç her şeyi olanların aksine son derece güçlü, son derece azimli ve sağlam yürekleri vardır. Ellerindeki Kuran ve dillerindeki dua sahip oldukları gücün ve azmin yeganeyegâne kaynağıdır. Çünkü onlar yeryüzünü ayakta tutan en büyük kaynağa dayanmanın ne demek olduğunu bilerek, bu güvenle her defasında yeniden, kaldıkları yerden yollarına devam ederler. Kollarında taşıdıkları Kuran’dan başka kendilerini koruyabilecekleri hiçbir silahları olmadan, savunmasız ve çaresiz ama kararlı adımlarla ormanı geçmeye çalışırlar. Yolda kabile savaşından kaçmaya çalışan başka sığınmacılarla ve çarpıştıkları birliklerden firar edip Kongo’ya sığınmaya çalışan askerlerle karşılaşırlar. Üç haftalık çetin bir yürüyüşten sonra nihayet Kongo sınırına ulaşırlar. Cibril Kasongo bu kez yanında hamile eşi ve üç çocuğuyla, bir kez daha kendi vatanı Kongo’ya sığınmacı olarak girmeyi başarır. Yeniden iş kurma, ailesini geçindirme yolları aramaya girişir. Sınırlı imkanimkânlarla açtığı küçük eczanesinde, ihtiyaç sahibi fakirlere bedava ilaç vermekten iflas eder ve tekrar finanse etme imkanimkânı bulamaz. Tam bu sırada, ilk iş yeri olan sağlık bakanlığının aşı ve bağışıklık merkezine yeniden alınır. Buradaki çalışmalarda ve ülkesinin insanlarına sağlık hizmeti götürmede aktif ve önemli rol oynar.

Cibril kardeş şu an Katanga ve Lubumbashi bölgelerinde çalışkan, sağlam ve güvenilir kişiliği ile tanınan ve saygı duyulan bir şahsiyet. Sağlık bakanlığında da kendini insani çalışmalara adamış, tanınmış bir kişi. Hemşire eşi Rose Mwajuma ise, insani yardım kuruluşlarında gönüllü hemşire olarak çalışmakta. Aynı zamanda da ikinci iş olarak bir eczanede çalışarak kazancının büyük bir kısmını muhtaç insanlara yardıma seferber etmektedir.

Onların hayatı başkalarına adanmış bir hayat. Allah’ın kulları için çalışmak Allah için çalışmaktır diyor Cibril. Elinden düşürmediği ve ülkesinde pek az bulunan Kuran’ı ile gurur duyduğunu söylüyor. Zira Kuran-ı Kerim’i, Kongo’nun az sayıdaki camilerinde bile bulmak zor diyerek, Darüs-Selam’dan ayrılırken bir koli dolusu Kuran-ı Kerim götürüyor, oradaki Müslüman kardeşlerine hediye. Çünkü O, Kuran’dan güç almanın anlamını biliyor ve Kuran’sız bir an bile geçirmiyor. Rabbinin kendisini şereflendirdiği Müslümanlığıyla gurur duyuyor. Savaşlar, zulümlerle kararmış topraklarının Kuran nuruyla aydınlanacağına, acılı milletinin Kuran’ın verdiği güçle iyileşeceğine, ümmeti Muhammed’in Kuran’ın hakiki ve evrensel temellerinde yükseleceğine yürekten inanıyor. Bu inançla İslam’ın “ilim Çin’de bile olsa gidip alın” düsturuna uyarak, evini ve ailesini bırakarak çok zor şartlar ve imkanimkânsızlıklar içinde Tanzanya’ya geliyor. Kendisine sponsor buluyor ve buradaki teknoloji eğitimine katılıyor. Aldığı bilgiler ve malzemelerle öğrendiklerini kendi halkına aktarmak üzere geri dönüyor. Orada daha nice Cibriller, Mikailler, Muhammedler, Abdullahlar var ilim bekliyor, teknoloji, atılım, aydınlanma bekliyor.

Ayrılırken gösterdiğimiz misafirperverlikten dolayı bize teşekkür ediyor Cibril Kardeş. Aslında biz sana teşekkür ederiz, inancını ve kaynağını kelam-ı ilahi’den alan yüce değerlerini her ne pahasına olursun koruduğun ve hayatını insanlık hizmetine adadığın için.

Cibril kardeş buradaki vazifesini tamamladı ve döndü. Bize de geride ibretli bakışlar, yeniden düşünmemizi sağlayacak derin anlayışlar bıraktı. Hayatımızda bir Kongo sayfası, gönlümüzde bir Kongo yarası açtı.

Geçmişten Günümüze Doğu Afrika'nın Kültür Mirası:
Afrika'nın Cömert ve Mübarek Konusu Yağmur